Arılar, bal ve otosansür

Arılar, bal ve otosansür

Arıların aşk hayatı, hangi bal hangi yemeğe yakışır, bal mayonezi nasıl yapılır… Meraklısına ufak bir bal muhabbeti.

Thun83891_crNisan ayında la Cucina Italiana dergisindeki köşemi çok sevdiğim bir bal üreticisine, Mieli Thun’un sahibi Andrea Paternoster ve arılarına ayırdım. Dergideki yazımda ısrarla soyadını yanlış yazdığım için Andrea’dan ve okuyucudan  özür diliyorum. Soyadı Paterno olan bir arkadaşım var,  o alışkanlıkla mütemadiyen Paternoster yerine Paterno olarak kullanmışım. Affediniz.  Andrea, daha önce de bahsettiğim La Cena Clandestina etkinliğinin konuğu olarak Roma’daydı. Ballarını onunla birlikte tattık, arıların dünyasını onun dilinden dinledik. Andrea Paternoster İtalya’nın kuzeyinden Trentino-Alto Adige bölgesinden.  İki kuşaktır arıcı. Tek çiçek balı üretimiyle ünlü. Tek çiçekten kasıt, Fransız şarapçılığında belli, tek bir bağın üzümünden yapılan CRU şaraplar gibi, tek bir çiçek tarlasından gelen, tek cins çiçekten yapılan bal. Andrea, sadece kendi mahallesinden değil, İtalya ve Fransa’da bulduğu en iyi çiçeklerden alıyor balını. Portakal çiçeği balı mı üretecek, ver elini Sicilya, Etna eteklerinde… Lavanta balı mı üretecek Fransa’nın Province bölgesi… Dağ gülü mü? Trentino’nun dağları… En doğal, çiçeklerin, arıların en mutlu olduğu ortamları seçiyor, çiçekleri yetiştiriyor, arılarının hizmetine sunuyor. Bu açıdan kendini bir arıcıdan çok çiftçi olarak görüyor.

Arılarına olan aşkının hikayesini La Cucina’dan okuyabilirsiniz, Andrea’nın sözleriyle arıların aşk hayatı ise burada, çiğvepişmiş’te. Şaraptan, biradan bahsetme, onu yazma bunu yazma derken Andrea anlattığında çok hoşuma giden bu hikayeyi dergi sayfalarına yazmaya elim varmadı. Dergiyle yönetimiyle alakası yok, tam anlamıyla bir otosansür durumu. Mahalle baskısının İtalya’ya da vuran artçıları… Sonuç itibariyle arıların mükemmel mimarisi, çalışkanlıkları, Andrea’nın bu hayvanlara olan aşkı hepsi La Cucina’da. İşin en heyecanlı kısmı,  arıların aşk hayatı da buraya kaldı. “Love is in the air” diyor Andrea gülerek ve çeviriyor “Havada aşk var”.  “Arılar havada çiftleşiyor. Bir arı çıkıyor, _DSC3915çıldırtıcı feromonlar salgılıyor, ben en havalısıyım diyerek uçmaya başlıyor. Erkeklerin akılları başlarından gidiyor. Ona doğru uçuyorlar. Aynı spermlerde olduğu gibi binlerce arıdan sadece birkaçı kraliçeye yetişebiliyor. Döllenme gerçekleştikten sonra erkek arı cinsel organını kraliçe arı üzerinde bırakarak, düşüyor ve ölüyor. Erkek arı hayata bu şekilde veda ederken penisi dişinin üzerinde kalıyor. Arıların en havalısı kraliçe,  üzerine takılı kalmış bu organı bir ayak hareketiyle silkeleyip, ondan kurtuluyor. Bir sonraki çiftleşmeye hazırlanıyor. Bu tören sona erdikten sonra evine giriyor ve bir daha asla çiftleşmiyor”. Andrea’nın arılara aşık olmasının başlıca nedenlerinden birini onun deyimiyle bu “feminen dünyaları”. Güçlü kadınların yönettiği, hayatta tuttuğu bu aleme hizmet etmek, onların ortağı olmak büyülüyor onu. Kadınsı, güçlü yine de ihtiraslarına yenik düşmeyen anaç bir dünya arılarınki. Birkaç yılda bir genç bir kraliçe çıkıyor. Eskisini evinden ediyor. Halef ve selef arasında anlaşmazlık çıkmıyor. Yaşlı kraliçe, genç olanın kovan için daha faydalı olacağını biliyor. Başını alıp gidiyor. Onunla birlikte arıların bir kısmı da kovanı terk ediyor. Kraliçelerini hastalıkta sağlıkta yalnız bırakmamaya yemin etmiş, bir arı şövalye ordusu. Göçüp başka bir yuva buluyorlar kendilerine. Evden atılmış, gururu kırılmış hissetmeden. Kapasiteleri neyse en iyisini vererek, topluma hizmete devam ediyorlar.  Ömürleri yettiğince.

Arıların dünyasını, hayatını onlara adamış Andrea Paternoster’den dinlemek gerçekten önemli bir deneyim. Çılgın bir bal sever olarak bunca zaman nasıl bu hayvanların büyülü dünyasından uzak kaldım, bilemiyorum. Arıları konuşmaya, okumaya, dinlemeye, öğrenmeye devam. Ballarının tadını çıkarmaya da. O kadar ki, canım bir “Arılar ve İnsanlar” yazmak istedi. Andrea gibi delilerin peşine düşüp arıyı, çiçeği, balı anlatmak. Belki bir gün!

Andrea Türkiye’den pervari balını duymuş ama hiç tatmamış. Bir dahaki görüşmemizde yanımda bir parça pervari balı getireceğime söz veriyorum…

Mutfak ve Bal

thun_ritratto67270Andrea’yı bulmuşken, yemekte bal kullanımı konusunda tavsiyelerini almamazlık etmedik. Andrea’ya göre kişniş balı, yumurtalı yemeklere ve kızartmada kullanılan hamura çok yakışıyor. Okaliptus balı, risottolar için ideal. Risostto piştikten sonra, peynir, tereyağı, biraz okaliptus balı ilave ederek demlenmeye bırakmayı öneriyor. Ayçiçek balı, sebze ve baklagillerle yapılan çorbalara uygun. Mesela bal kabağı çorbası yaptınız. Üzerine bir parça taze keçi peyniri, peynirin üzerine birkaç damla ayçiçek balı. Kabak ve ayçiçek çekirdeği taneleri serpiştirmeyi de unutmuyorsunuz. Zahter balı et ve balıkları marine etmek için harika. Elma çiçeği balı, av hayvanlarına, portakal çiçeği salata ve zeytinyağına banılarak yenen çiğ sebzelere, kestane balı küflü peynirlere, kenger balı, ton balığına, sirkeli yiyeceklere yakışıyor.

Andreanın bal mayonez tarifi

MT_PRESS_ARNIE_GIRASOLI_crKonuk bal üreticisi olunca, bütün yemek de bal üzerine kuruluydu. Bal ve ricotta ile hazırlanmış, yalancı carbonara makarnasından, balla marine edilmiş ete, zabbaione kremasına, her yerde bal vardı. Andrea’nın yumurta kullanmadan hazırladığı bal mayonezi artık masamızın vazgeçilmez bir parçası. Çiğ enginar, rezene, havuç ve kerevizden oluşan sebze tabağına eşlik eden bu mayonezin yapımı çok kolay.

1 kaşık bal, 2 kaşık bal sirkesi ve arzu ettiğiniz kadar zeytinyağını karıştırıp mayonezden kıvamında bir sos hazırlıyorsunuz. Bal sirkesini bulmak zor olabilir. Yarım limon suyuyla denedim, çok lezzetli oldu. Hardal, toz wasabi de bu mayoneze çok yakıştı. Andrea Hanımeli çiçeği balı kullanmıştı. Evdeki ballardan en iyi sonucu biberiye çiçeğinden aldım…

İlgili yazılar:

Roma’da nerede balık yenir?

2016-01-08 15:42:43
elvan

23

Bir balık, üç anne, bir teyze…

2015-06-02 13:17:01
elvan

18

Roma’nın pazarları

2016-04-21 13:28:22
elvan

13

Bakterilerle Dans

2018-01-30 19:17:51
elvan

8